Dr. Ayşegül Taşkıran ÇATAK

Ayşegül Taşkıran ÇATAK

Dr.

Denizli Pamukkale Ünv.Tıp Fak. Aile Hekimliği Uzm. AD. Denizli


Eşcinsellik


26.06.2016


Uzun süredir bahsetmek istediğim bir konuya kısaca giriş yapmak istedim. Buna gereksinim nerden derseniz hem son dönemlerde fazlaca gündemde olması hemde özelden fazlaca mesaj almış olmam da etken tabi...

EŞCİNSELLİK

Eşcinsellik bir çok hekim tarafından farklı farklı tanımlansa da üçüncü bir cins olarak kabul edip tedaviye gereksiz  kabul eden bir uçtan; bir hastalık olduğu ve neredeyse zorunlu tedavi edilmesini düşünen bir diğer uç arasındanki geniş yelpazede ele alınabilecek bir konudur.

Bu iki kutuplaşma nedeniyle konu kaçınılmaz olarak tartışma içermektedir.

1970' lere kadar bir bozukluk olarak kabul edilen eşcinsellik bu tarihten sonra DSM 4'te hastalık olmaktan çıkarılmıştır. 
İCD-10 kodlama sisteminde ise eşcinsellik: cinsel gelişme ve yönelimle ilgili ruhsal ve davranışsal bozukluklar şeklinde ele alınmıştır. 
Sağlıkçılar grubunun bu iki uç noktada ki kabul görme düşünce savaşını bir kenara bırakırsak. Acı ama gerçek olan bu durumdan hoşnut olanların yanı sıra muzdarip olan bir grup eşcinsel de var. Bu taraftan bakınca eş cinselliğin tartışılmaz bir tabu olmadığının ıspatıdır.

Koruyucu ruh sağlığında sosyal bir problem olan eşcinsellik, bir tercih değildir elbet ama eşcinsel ilişki yaşamak bir tercihtir. Çünkü eşcinsellik doğal olarak var olan bir yöntem değildir. Çocukluk döneminden itibaren yaşanmış çeşitli travmalar neticesinde ya da yanlış eğitimle sosyal olarak öğrenme ile gelişmiş bir durumdur.  Zor ve acı dolu bir çocukluk zemininde; hatalı anne baba tutumları, ihmalleri, duygusal ve bedensel travmalar eşcinsellerin ortak noktasını oluşturmaktadır. Bu nedenle eşcinselliğin nedenlerini anlamak ve yaygınlaşmasını önlemeye çalışmak önemlidir. 
Literatüre baktığımızda sağlıklı ve sevgi dolu bir aile ortamında büyümüş ve travması olmayan bir eşcinsel yaşantı süren kişiye rastlanmamıştır. Diğer taraftan travma ve ihmaller içeren bir çocukluk yaşayan herkeste eşcinsel olmamaktadır. Mesele kalınan travma değil o travmanın içselleştirilmesidir. 

O yüzden sağlıklı  ve mutlu bir aile kurma, anne baba eğitimi, evlilik öncesi cinsel danışmanlık gibi rehberliklere ihtiyaç gün geçtikçe artmaktadır. 

Eşcinsel eğilimlerinden kurtulmak isteyip üstesinden gelmeye çalışan kişiler "eşcinsel hakları hareketleri" tarafından görmezden gelinmektedir. "Eşcinsellik 3. Bir cinstir tedavi edilmeleri gereksizdir" düşüncesini savunan gruplar; tedavi olmak isteyen eşcinselleri destek ve terapi imkanlarından mahrum bırakmaktadırlar.
Hatta bazı hekimler ve cinsel terapistler tedavi arayışında olan hastaları, "bu sizin cinsel tercihinizdir ve tedavisi yoktur." Diyerek temel insan haklarından olan sağlık hizmetine ulaşma ve yararlanma hakkını  çiğnemektedirler. Ruhen ve bedenen sağlıklı olmak; ve gerektiğinde tedavi olma isteği her insanın hakkıdır.

ABD' de yapılan araştırmalar, erkeklerin %20'sinde , kadınların ise %18'de eşcinsel eğilim olduğunu göstermektedir. Ülkemizde Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneğinin yaptığı araştırmaya göre ülkemizde eşcinsellik oranı %12'lerde görülmektedir. Ama gizli eşcinselleri de ekleyecek olursak bu oranın daha fazla olması ihtimali açıktır. Bu bir özgürlük işareti gibi algılanabilirken, Türk aile yapısının bozulmasının işareti olarak da görülebilir. 

Eşcinsellik, ne  keskin sınırlar içinde yargılanmalı ne de 3. Bir cinsiyettir, tedaviye gerek yok diyerek kestirip atılmamalı. Onun yerine ihtiyaç duyana terapi ve tedavi kapısı açık bırakılmalıdır. 
Eşcinsel eğilimi zaten oluşmuş olanı, rızası doğrultusunda dışlamak yerine yardım sağlanabilmeli, ve öte yandan henüz bu eğilimden habersiz gelecek nesil içinde önlem almayı bir görev bilmeliyiz. Ama bu eşcinsellik haktır sloganları altında, yaygınlaştırmayı hedef alarak yapılmamalıdır. Unutmayalım her çocuk zemininde anne babasından aldığı genetik materyalin üstüne kurulan anne babanın bilinçli ya da bilinçsizce yüklediği bilgiler, tutumlar ve davranışlarla şekillenir. Her yükleme eşcinsellikle sonuçlanmayabilir ama her eşcinsellikte mutlak yanlış bir yükleme, davranış ve yaşanılmış travmalar vardır. 
Ve hiç bir anne baba çocuğum eşcinsel olsun istemez. Değil mi !!!!