bursa escortbeylikdüzü escortbursa escortistanbul escortbursa escortistanbul escortmersin escort bayanescort kayseriafyon escortescort bayan bursakocaeli escortsakarya escorteskişehir escortatasehir escort bayan

CİSED Çocuklara Cinsel Eğitimin İlk Önce Anne-Babalar Tarafından Verilmesi Gerektiğinin Altını Çizdi...

12 Haziran 2018

CİSED GENEL BAŞKANI PSİKOTERAPİST CEM KEÇE: “ÇOCUK CİNSELLİĞİ DOĞAL BİR GELİŞİM SÜRECİDİR VE YETİŞKİN CİNSELLİĞİNDEN TAMAMEN FARKLIDIR!”

Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) cinsel terapistleri, çocukların cinsel eğitiminin ruhsal ve bedensel gelişimleri ve yaşamları için önemli olduğu kadar, çocuğu cinsel istismardan korumak için de gerekli olduğunu belirterek, çocuklara cinsel eğitimin ilk önce anne-babalar tarafından verilmesi gerektiğinin altını çizdiler.

ÇOCUK CİNSELLİĞİ DOĞAL BİR GELİŞİM SÜRECİDİR VE YETİŞKİN CİNSELLİĞİNDEN TAMAMEN FARKLIDIR

CİSED Genel Başkanı Psikoterapist Cem Keçe, cinselliğin her yaştaki insanın ayrılmaz bir parçası olduğunu ve cinsel gelişimde bebeklikten itibaren var olan haz duygusunun, önce ağızda, sonra anal bölgede, daha sonra genital organlarda ve en sonunda da tüm bedende evrilerek zaman içinde yetişkin cinselliğine dönüştüğünü belirerek şunları söyledi: “Çocuk cinselliği yetişkin cinselliğinden tamamen farklı ve doğal bir gelişim sürecidir ve bu süreçte çocukların ilk önce anne-babaları tarafından bilgilendirilmeleri gereklidir. Ancak cinsellik konusunda çocuğa neyi nasıl anlatacağını bilmemek anne-babaları tedirgin eder. Bu yüzden de çoğu anne-baba ya yanlış bilgilendirme yaparak ya da hiçbir şey söylemeden çocuğu kendi başına öğrenmeye bırakarak çocuklarının cinsel gelişimlerine zarar verebilirler. Çocukların cinsel davranışları hakkında bilgi sahibi olmak, uygun cinsel davranışların gelişimsel bir gereklilik olduğunu bilmek ve uygunsuz cinsel davranışlara doğru bir şekilde müdahale etmek anne-babaların temel görevlerinden biridir.”

ÇOCUKLARDA NORMAL CİNSEL DAVRANIŞLAR

Çocukların cinsel ilgisi ve davranışlarının 3-6 yaş arasında ortaya çıkan, bedenlerini ve cinselliklerini öğrenecekleri bir gelişim sürecinin parçası olduğunu ifade eden Keçe, şu açıklamalarda bulundu: “Bu açıdan çocuklarda cinsel ilgi ve cinsel davranışlar, oyunlarında ortaya çıkan diğer duygusal ve fiziksel unsurlardan farklı değildir. Çocuklarda sağlıklı cinsel davranış geniş bir alanı kapsar ve her çocuk tarafından aynı şekilde ve aynı ölçüde ifade edilemez. Benzer şekilde, sorunlu cinsel davranışlar da azdan şiddetliye doğru bir aralıkta her çocukta farklı düzeylerde görülebilir. Çocukluk döneminde doğal ve sağlıklı bir cinsel keşif çocukların kendilerinin ya da arkadaşlarının bedenlerine bakarak ya da dokunarak yaptıkları bir bilgi toplama ve toplumsal cinsiyet rollerini ve davranışlarını öğrenme sürecinin bir parçasıdır. Doğduğu andan itibaren cinsel organından haz almaya başlayan çocuk, bezi değiştirilirken, uyumaya gittiğinde, gergin, heyecanlı olduğunda veya korktuğunda cinsel organına dokunabilir. Cinsel farklılıkların farkına varıldığı ve araştırıldığı 3-6 yaş döneminde de cinsel organına dokunmaktan haz alan çocuk, çıplaklıktan utanmaz ve cinsel organını başkalarına göstermek isteyebilir. Çevresindeki yetişkinleri tuvalette, banyoda ya da giyinip soyunurken gözetleyebilir. Bu yaşlardaki çocuklar erkekler ve kadınlar arasındaki farklılıkları araştırmaya başlarlar ve cinsel organlarını merak ederler, bunlarla ilgili sorular sorarlar. Bu soruların yanıtları çocuğa uygun düzeyde, yani onun anlayabileceği sadelikte olmalı, yanlış ve çarpıtılmış bilgi içermemelidir. Çocuklar cinsel keşifleri sürecinde doktorculuk, anne-babacılık gibi evcilik oyunları oynayabilirler. Bu yaşlarda bebeğin nasıl doğduğu da merak edilen sorular arasındadır. Ayrıca çevreden duydukları cinsel içerikleri sözcükleri ya da küfürleri kullanabilirler. Altı yaşından küçük çocuklar bu tür davranışlarını açıkça sergileme eğiliminde olurlar ve böylece ebeveynleri tarafından fark edilirler. Altı yaşından itibaren çocuklarda mahremiyet duygusu gelişmeye başlar. Bu yüzden de bu davranışlarını gizleyerek sergilerler. Dolayısıyla da yetişkinlerin çocukların cinsel davranışlarının farkında olmaları daha zor olur.”

ÇOCUKLARDA SORUNLU CİNSEL DAVRANIŞLAR

Keçe, ergenlik dönemi öncesinde çocukların belirli ölçüdeki cinsel ilgi ve davranışları dışında kalan sorunlu davranışlar da sergileyebileceklerinin altını çizerek şu ifadelere yer verdi: “Çocuklarda sürekli olarak cinsel organına dokunmak, cinsellikle ilgili sorularına yanıt aldığı halde ısrarlı ve tekrarlayıcı bir şekilde cinsellikle ilgili sorular sormaya devam etmek, çevresindekileri çıplak göreceği fırsatları kollamak ve kullanmak, cinsel içerikli söz ve küfürleri yoğun kullanmak, halka açık alanlarda cinsel organını açmak ya da ona dokunmak, arkadaşlarının cinsel organlarına zorla dokunmaya çalışmak gibi davranışlar normal gelişimin bir parçası değildir. Bu davranışlar sanılanın aksine çocuğun ‘hasta’ olduğunun kanıtı değildir, çoğu zaman ‘anne-babanın ilişkisinin hasta’ olduğunun ya da ‘anne-babanın çocuklarıyla olan ilişkilerinin hasta’ olduğunun bir işaretidir, yani sorun çocukta değil anne ve babadadır. Bu yüzden bu davranışların göz ardı edilmemesi, gerekli uyarı ve açıklamaların yapılması önemlidir. Davranışların devam etmesi durumunda da bir uzmandan yardım alınması uygun olacaktır. Ayrıca çocuklarda bazı cinsel davranışlar, çocuğun cinsel tacize uğradığının, yetişkin cinsel bilgisine erken maruz kaldığının veya cinsel davranışları duygusal ihtiyaçların karşılanması için bir yol olarak kullanmaya başladığının bir göstergesi olabilir. Bu açıdan dikkatli olunmalı ve gerekli tedbirler alınmalıdır.”

CİNSELLİK KONUSUNDA ANNE-BABA TUTUMU

Keçe, çocukların cinsellikle ilgili meraklarının doğru ve yaşlarına uygun bir şekilde giderilmesinin gelişimleri açısından büyük önem taşıdığını vurguladı ve şunları ekledi: “Bu meraklarını anne-babanın gidermemesi durumunda çocuklar teknolojik araçlar aracılığıyla ya da arkadaşlarından ve çevrelerindeki diğer kişilerden bilgi alma yoluna giderek yanlış bilgi ve yönlendirmelere maruz kalabilirler. Bu nedenle cinsiyetini fark ettikleri andan itibaren çocuklara cinsel organların isimleri ve bu isimler yerine kullanılan takma adları söyleyip bu sözcüklerin özel bölgelerin yerleri olduğu için günlük yaşamda kullanılmadığı anlatılmalıdır. Erkek ve kadın cinsel organlarının şekilleri hakkında da bilgi verilebilir. Cinselliğin kişiye özel bir kavram olduğu ve cinsel bölgelerin açıkta bırakılmayacağı, kimseye gösterilmeyeceği ve dokunulmasına izin verilmeyeceği belirtilmelidir. Bebeğin oluşumu ve doğumuyla ilgili sorular da kadınların bebek doğurmaya uygun organları sayesinde gerçekleştiği söylenerek yanıt verilebilir. Anne-babaların en büyük kaygılarından biri çocuğun yetişkinlerin cinsel ilişki kurmalarıyla ilgili sorular sormalarıdır. Bu soru yanıtlanırken, cinselliğin kadınla erkek arasındaki çok özel bir durum olduğu, çocukların bunu anlamak için büyümeleri gerektiği anlatılabilir. Çocuğa cinsellikle ilgili yapılacak her açıklamada bir sırrı açıklıyormuş, söylenmemesi gereken bir şeyi söylüyormuş gibi bir tavır takınarak çocuğun merakı ve ilgisi uyandırılmamalı ya da cinselliğin ayıp, günah, tabu gibi olumsuz bir şey olduğu ima edilmemelidir. Cinsellikle ilgili bilgiler normal ve sıradan bir konu olarak verilmelidir.”