10 yıl önce katıldığım bir konferans sırasında genç bir katılımcının sorduğu şu soru için çok hazırlıksızdım: “2 kadın o işi nasıl yapar?” Halkı bilgilendirmeye ve kamuoyunun dikkatini cinselliğe çekmeye çalışıyordum. Kalabalık bir grup karşısında sorulan bu soru, aklımdan çok farklı düşüncelerin geçmesine neden olmuştu. Bunlar;
—“şimdi ne demem gerekiyor?”
—“sakın utanmış gibi davranma!”
—“bana sorulan sorulara yanıt verirken dürüst olmam öğretildi”,
—“dinleyiciler, soruya verdiğim yanıtı nasıl yorumlayacaklar?”
—“neden bu soruyu yanıtlamada hazırlıksızım?”
—“neden bu soru bana soruldu?”
—“durumdan bihabermiş gibi görünme” gibi düşünceler bir arda zihnimi kaplamıştı. Yaklaşık 15 yıllık tecrübemden sonra, o an ne kadar çok endişelendiğimi, şimdi daha iyi anlayabiliyorum. Ve bir daha bu duruma düşmemek için çok okudum, çok çalıştım, gay ve lezbiyenlerle ilgili araştırmalar yaptım. Ama gerçek bilgiyi gay ve lezbiyen danışanlarımdan terapileri sırasında öğrendim.
Aslında pek çok cinsel terapist, yıllar önce bir katılımcının elini havaya kaldırıp bana soru sorduğunda yaşadıklarımı yaşamıştır. Umarım “
Eşcinsellik Kader Değildir” adlı kitabımla yıllar önce karşılaştığım ve net bir yanıt veremediğim o soruya, daha kapsamlı bir yanıt verebilirim, içindeki eşcinsel eğilimlerle hayatını cehennem azabı haline dönüştürmüş
insanlarımıza bir umut ışığı olabilirim ve eşcinsel yönelimin terapisi üzerine pek fazla eğilmeyen ruh sağlığı profesyonellerine
yeni bir bakış açısı sunabilirim.
Anlamlı Bir Mektup
Rengârenk yaşamlarımızı tatlı bir gülüşle yaşamak isteriz hep. Rengârenk yaşamlarımızda tatlı şans kırıntılarımız olsun isteriz. Mutlu olmak isteriz, bazen de mutlu olduğumuza inanmak. Boş vererek yaşarız hayatı hep erteleyerek. Ve acı bir yanımız vardır siluetimize, bedenimize, kalıplarımıza uymayan bir şeyler vardır. Bizi düşündüren, nerede olduğumuzu unutturan veya tüm emin olduğumuz şeylere birer soru işareti koyan tatsız baharatlar…
Bu bazen çok yakıştığına inandığımız ama bir türlü içimize sinmeyen pembe t-shotümüzdür, bazense isimlendiremediğimiz ve hayatımızda anlamı çok büyük olan cinsel kimliğimizdir.
Cinsellik sandığımız gibi yalnızca yorganın altında var olan bir şey değil, hayatımızı her yerde her anlamda etkileyen ve tüm zevklerimizi başarılarımızı var eden önemli bir bulgudur. Yatakta güçsüz olan biri, hayatta da güçsüzdür. Yatakta yalan söyleyen biri, hayatta da yalancıdır. Yatakta mutsuz olan biri, hayatta da mutsuzluğa mahkumdur…
Gecen yıllardan biriydi yine sıcak bir yaz akşamı, bedenim ağlıyor ben ağlıyorum. Ardı arkası gelmeyen bir yalanlar tufanı içerisindeyim çıkış yolu arıyorum. Arkadaşlarım yalan, ilişkilerim yalan, hayatıma dair tüm renklerle birlikte ben bir yalan olu vermişim. Belki de yaşayan bir yalan. Her şeyin sona geldiğini düşündüğüm korkunç bir yaz akşamıydı bedenim ağlıyor ben ağlıyordum… Aşık olduğum canım ailem olmasıydı belki ölüm diyebilirdim ama onlar benim kocaman yaşam kıvılcımlarım oldu.
Sıcak bir yaz akşamıydı, bedenim ağlıyor ben ağlıyorum…
Ve yine her şey yalan, o gün buluyorum bunca yalana sebep olan acı düşü.
Yataktaki ben!
Eşcinsel ben!
Tüm bu yalanların sebebinin aslında kendisinin de yalan olduğunu anladığım eşcinsel beni yaşatabilme çabası olduğunu…
Eğer sevseydim bu karanlık perdeler ardındaki renkli hayatı, körü körüne kabullene bilseydim belki yalan olmaktan çıkardı kanımın son damlasına kadar ben eşcinselim diyebilirim. Eğer gerçek olsaydı tüm yaşadıklarım bunca yalana gerek kalmazdı. Ben asla emin olamadım ki doğru olan bu diye zikredebilseydim tüm homofobik yüzlere gerçeği. Aslında gerçek olanda pek bir şey yokmuş o yıllardan bu güne kalan.
Bir çizgi çize bilmeyi başardım o günlerle şimdi arasına gerçek olan herkesin görebileceği kadar mat bir çizgi, o günler kadar renkli değil belki ama siyah perdeler ardında da değil… Perdeleri kaldırdım hayatımdan.
Bir düşünün belki sizinde kendinize bile itiraf edemediğiniz yanlarınız vardır, tat alamadığımız bir parça kek, belki değişim bir şanstır sizin içinde, benim için olduğu gibi… Tek sahip olduğumuz şey aslında hayatımız ve ne zaman hayatımızı perdeler ardına hapsedersek o zaman yaşam kifayetsizleşir…
Mr. SHOT
Geri Dön