
Son yıllarda eşcinsellik konusunun "tartışılamayan bir tabu" haline getirildiğini savunan Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED); "Eşcinsellik Açılımı" yapmıştı. Aileden Sorumlu Devlet Bakanı S. Aliye Kavaf’ın Basın açıklamalarıyla hararetlenen eşcinsellik konusunda, basın açıklamalarıyla ve anket çalışmalarıyla ülkemizde gündem yaratabilen CİSED, yeni bir basın açıklaması daha yaptı. İşte çok çarpıcı başlıklar:
Aileden Sorumlu Devlet Bakanı S. Aliye Kavaf eşcinsellik konusunun tartışılmasına vesile oldu
Aileden Sorumlu Devlet Bakanı S. Aliye Kavaf’ın eşcinsellik konusunun tartışılmasına vesile olduğunu söyleyen CİSED Genel Başkanı Dr. Cem Keçe; "Sayın Bakan yaptığı röportajla CİSED’in Eşcinsellik Açılımı’na destek vermiş ve halkın eşcinselliğe bakış açısını yansıtmıştır. Çünkü eşcinsellik sadece zekilerin görebildiği iddia edilen bir elbise diktiren çıplak kral hikayesine benzetildi ve adeta tabulaştırıldı. Son yıllarda başta ruh sağlığı profesyonelleri, entellektüeller ve medya olmak üzere herkes, sözbirliği etmişçesine, eşcinselliğe görünmez kumaştan alımlı bir elbise dikmeye çalıştı. Aslında medya mensupları da, din adamları da, ruh sağlığı profesyonelleri de farkındaydı eşcinselliğin üzerinde öyle değişik bir elbise bulunmadığının, halk da. Yani kralın çıplak olduğunu herkes görüyor, kulaktan kulağa söylüyordu; ancak tarif edilen elbise dikilebilse kralın üzerinde öyle güzel duracaktı ki herkes bu ortak yalana inanmış gibi yapmayı seçti: "Eşcinsellik üçüncü bir cinsiyettir", "Eşcinsellik bir tercihtir", "Eşcinsellik doğuştan gelen, genetik bir yapıdır", "Eşcinsellik hastalık değildir" gibi farklı türünden hayranlık cümleleri döküldü ağızlardan. Böylesi işine gelenler yani bilimsel bir meseleye ideolojik yaklaşanlar kralın yani eşcinselliğin gerçek fotoğrafını çekmeye hiç yanaşmadılar. Kralın üstünde elbise filan olmadığını görenler de yobaz, aptal, çağ dışı, homofobik hatta gizli eşcinsel yerine konmamak için susmayı tercih ettiler. Ancak gerçek: "Kral çıplak... Kral çıplak!.." Bu nedenle kimsenin tartışmaya cesaret bile edemediği ve aykırı fikirlerini kapalı kapılar ardında sessizce paylaşabildiği eşcinsellik hakkında fikir beyan etmek, kitap yazmak cesaret ister, yürek ister. Çünkü, bir kısım ruh sağlığı profesyoneli, eşcinsellik ile ilgili ayrımcılığa haklı olarak tepki gösterirken, aynı zamanda bilimsel düzlemde “eşcinsellik nedir?” tartışmasını sürdürmeyi de sanki ayrımcılığa yol açacak tehlikeli bir durummuş gibi baştan sansürlemektedir. Bu noktada yapılması gereken, eşcinselleri varolmak istedikleri biçimde kabul ederken ve haklarını savunurken; eşcinsellikle ilgili eleştirel düşüncelere sahip olanların, ruh sağlığı camiasından dışlanmaması, bu fikirlerinden ötürü ayrımcılığa tabii tutulmaması, "gizli eşcinsel veya homofobik" diye yaftalanmamasıdır. Çünkü, işin doğası gereği insana dair her durumun tartışılabilir olması gerekir, eşcinsellik tartışılmaz bir tabu veya dogma değildir. Bu varoluş halinin tartışılıyor olması, bu halde olan insanlara karşı ayrımcılığı meşrulaştırmadığı gibi, eşcinselliği de meşrulaştırmaz." dedi.
Çok seviyesiz eleştiriler yapılıyor
CİSED olarak eşcinselliğin bazı tiplerinin kişi isterse tedavi edilebileceğini savunduklarını ifade eden CİSED Genel Başkanı Dr. A. Cem Keçe; "Hal böyleyken, bir takım kişi ve kuruluşlardan gelen tepkilerde kullanılan dil ve “Eşcinsellik Kader Değildir” adlı kitaba ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı S. Aliye Kavaf’a karşı gösterilen tutumlarda; haset, kıskançlık, alaycılık, agresiflik ve seviyesizlik görüyoruz. Böylesine sert duygusal bir atmosferde eşcinsellik gibi ülkemizin çok önemli bir meselesi hakkında kendi görüşlerimizi dile getirmemiz ne kadar mümkün olabilir? Yurt dışı otorite destekli bilimsel yaklaşım iddiası (!), bazı kişileri ve kurumları nasıl böyle muhafazakar ve tutucu kılabiliyor, üzerinde düşünmeliyiz. Ayrıca eşcinselliğin bir hastalık olmadığını, psikoloji bilimi ya da eşcinseller adına, insan hakları ve özgürlükleri bağlamında savunurken, eşcinselliğin bir hastalık olduğunu düşünenlere de neredeyse bir cadı muamelesi yapılması ve buna bağlı olarak bir linç psikolojisiyle hareket edilmesi açıklanması gereken önemli bir çelişkidir. Eşcinselliğin bir hastalık olmadığını sürekli olarak yurt dışındaki otoritelere dayanarak açıklama biçimi de doğru bir yaklaşım değildir. Türk ruh sağlığı profesyonellerinin kendilerine ait görüşleri olmalıdır. Çünkü yurt dışındaki otoriteler eşcinsellik hakkındaki görüşlerini bilimsel verilere göre değil tamamıyla ideolojik yaklaşımlarına ve kapitalist sistemin dayatmalarına göre oluşturmuştur. Bu nedenle başta Üniversitelerimiz, Diyanet İşleri Başkanlığı, Sağlık Bakanlığımız ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığımız olmak üzere, medya ve sivil toplum kuruluşları, deve kuşu gibi başlarını kuma gömmekten vazgeçmeli ve eşcinsellik gerçeğini kabul etmelidirler. Çünkü eşcinsellik karşısında yararlı olmayacağı apaçık ortada olan kaçamak bir yola sapmak, ülkemiz için iyi bir seçim olmayacaktır." dedi.
Kimse eşcinsellik hakkındaki düşüncelerini cesaret edip kamuoyu önünde tartışamıyor, çekiniyorlar
Eşcinselliğin tedavi edilebileceği ile ilgili görüşlerinin tam olarak anlaşılamadığını söyleyen CİSED Genel Başkanı Dr. A. Cem Keçe; “CİSED olarak, “tüm eşcinselleri tedavi etme çabasında ve ısrarında olduğumuz, hatta onları zorladığımız” gibi çarpık ve çirkin iddialar, bazı kötü niyetli kişi ve kurumlar tarafından dillendirilmektedir. Oysa ki biz CİSED olarak, tedavi arayışında olan, tedavi olamayacaksa intihar etmeyi düşünen ve değişim isteyen eşcinsellere de tedavi şansının verilmesi gerektiğine inanıyoruz. Çünkü biz, eşcinselliğin doğuştan olmadığını, çocuklukta aile içinde yaşanan bazı travmalardan kaynaklanan gelişimsel bir durum olduğunu ve kişisel bir tercih olmadığını düşünüyoruz. Bize göre eşcinsellik bir tercih değildir, ancak kişi eğer eşcinsel dürtülerini eyleme dökerse yani eşcinsel ilişki yaşarsa o zaman bu onun bilinçli seçimidir, bilinçli bir tercihidir, buna da kimse birşey diyemez. Ancak eşcinsellik konusunda her ruh sağlığı profesyoneli gibi bir duruş sergilemek de gerekmektedir. Bir grup ruh sağlığı profesyoneli, eşcinselliği değişemez tek bir yapı olarak ele alma eğilimindeyken; bir grup ruh sağlığı profesyoneli de eşcinselliğin tek bir yapı olarak ele alınmaması gerektiğini ve bazı tiplerinin tedavi edilebileceğini görüşünü savunmaktadır. Biz CİSED olarak ikinci görüşteyiz. Her insanın bir dünya görüşü ve hayata bir bakış açısı vardır. Farklı görüşler hayatı zenginleştirir. CİSED olarak eşcinsellik konusunda bizim görüşümüz; değişmek isteyenlere bir seçenek sunulmasıdır, ancak kimseye zorla, istemediği halde "sen tedavi olmalısın" deme gibi bir hakkımız da olamaz. Bu ayrımın iyi yapılması gerekmektedir. Aslında ülkemizde pek çok ruh sağlığı profesyonelinin, tedavi arayışındaki eyleme vurmayan eşcinsellik, geçici eşcinsellik ve yalancı eşcinsellik olarak tanımlanan alt tiplere giren eşcinsel arkadaşlarımızın tedavilerinin ret edilmesine olumlu bakmadıklarını biliyoruz. Ancak kimse eşcinsellik hakkındaki düşüncelerini cesaret edip kamuoyu önünde tartışamıyor, çekiniyorlar. Tabi bu durumda, azınlıkta kalan ama sesi çok çıkan bir grupta; argümanlarını, DSM (The Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders)'ye Amerikan Psikoloji Derneği (APA)'ya veya ve kesinlikle politik olduğunu düşündüğümüz diğer eğilimlere göre oluşturmakta ve sunmaktadır. DSM, ruhsal hastalıklar için tanı ölçütüdür ve Amerikan Psikiyatri Birliği (American Psychiatric Association) tarafından yayınlanır. İlk defa 1952'de yayımlanan DSM, tamamen keyfi olarak, ilaç firmalarının psikiyatristlerle birlikte çalışıp oluşturdukları, bir bakkalın mallarını tasnif defteri gibi hastalıkları sınıflandıran bir kuruluştur. Oysaki, eşcinsellik tartışmalarının nereye dayanarak veya neyi arkamıza alarak yaptığımız çok önemlidir. Ruh sağlığı profesyonelleri başları sıkışınca, o çok eleştirdikleri DSM'yi veya yerine göre işkenceye aracı olma veya destekleme iddialarıyla gündeme gelen APA'yı da arkalarına alıp "ama APA böyle diyor, DSM'de öyle yazıyor" dememelidirler." dedi.
Eşcinsellik tek bir durum değildir, birçok alt tipi vardır
İnsanı okurken sarsacak kadar gerçekçi bir başyapıt olan "Eşcinsellik Kader Değildir" adlı kitabın psikoloji ve cinsel sağlık bilimin en iyileri arasında yerini alacağını ve soluk soluğa okunurken keyif duyulacağını ifade eden CİSED Genel Başkan Yardımcısı Psikolog Gülüm Bacanak; CİSED Genel Başkanı Dr. A. Cem Keçe’nin “Eşcinsellik Kader Değildir” adlı kitabıyla vermeye çalıştığı mesajlar özet olarak şunlardır:
—Eşcinsellik kader değildir.
—Eşcinseller hasta değildir, çünkü kişi hasta olup olmadığına kendi karar vermelidir.
Eşcinsellik tercih değildir, ama eşcinsel ilişki yaşamak bir tercihtir
—Eşcinsellik tek bir durum değildir, birçok alt tipi vardır.
—Eşcinselliğin 12 alt tipi vardır. Bunlar;
A-Açık eşcinsellik
1-Gerçek eşcinsellik
2-Yalancı eşcinsellik
3-Eyleme vurulmayan eşcinsellik
4-Geçici eşcinsellik
5-Durumsal eşcinsellik
6-Cinsel fantezilerin eyleme vurulduğu eşcinsellik
7-Seks işçiliği şeklinde yaşanan eşcinsellik
B-Gizli eşcinsellik
8-Homofobik tutumlarla kendini gösteren gizli eşcinsellik
9-Eşcinsel olma korkusu veya takıntısıyla kendini gösteren gizli eşcinsellik
10-Maçoluk veya aşırı erkeksi tavırlarla kendini gösteren gizli eşcinsellik
11-Aşırı çapkınlık yapma eylemleriyle kendini gösteren gizli eşcinsellik
12-Heteroseksüel olduğunu düşünme şeklinde kendini gösteren gizli eşcinsellik
—Gerçek eşcinsellik adı verilen alt tip bir hastalık olarak görülmemelidir. Bu arkadaşlarımızın eşcinsel yönelimlerinden vazgeçip heteroseksüelliğe dönüşümlerini içeren bir tedavi de tıp ahlakına uygun değildir. Çünkü bu arkadaşlarımız kendilerini hasta olarak görmemekte ve değişim talebinde de bulunmamaktadırlar. Ayrıca 1974 yılında Amerikan Psikiyatri Birliği ve daha sonra 1992 yılında Avrupalılar (ICD) ve70′li yıllarda Dünya Sağlık Örgütü (WHO), bu tip eşcinselliği hastalıklar ve rahatsızlıklar kapsamından çıkartmıştır. Benzer şekilde Amerikan Psikoloji Derneği (APA) da bu tip eşcinselliğin bir tercih olmadığını, doğal olduğunu ve değiştirilemeyeceğini açık ve net bir şekilde belirtmiştir.
—Eyleme vurmayan eşcinsellik, geçici eşcinsellik ve yalancı eşcinsellik olarak tanımlanan alt tipler tedavi edilebilir. Yani bu tipe giren bir eşcinsel arkadaşımız yaşadıklarından ve hissettiklerinden rahatsızlık duyuyor ve bunları değiştirmek istiyorsa, bunu başarabilir. Değişim için inanması ve istemesi yeterlidir. Çünkü her şey kişinin kendi elindedir; yenmekte, yenilmekte, başarmakta, başaramamakta.
—Ruh sağlığı profesyonelleri eşcinsel yöneliminden rahatsızlık duyan ve değişim isteyen eşcinsel arkadaşlarımızı görmezden gelme eğiliminden vazgeçmelidir.
—Eşcinsel lobi gerçek eşcinsellerin haklarını ve varoluş mücadelelerini savunurken; yaşadıklarından ve hissettiklerinden rahatsızlık duyan ve değişim isteyen diğer eşcinsellerin tedavi arayışlarını da desteklemeli ve onlara “hain evlat ökkeş muamelesi” yapmamalıdır.
—Homofobi tanımı daraltılmalıdır. Eşcinsellere saldırı ve şiddet uygulanmasını referans noktası alan homofobi, bir insanlık suçudur."
"Tedavi olmak istiyoruz" çığlıklarına ses verilmesi gerekiyor
"Tedavi olmak istiyoruz" çığlıklarına ses verilmesi gerektiğinin altını çizen CİSED Genel Başkan Yardımcısı Psikolog Gülüm Bacanak; "Herkes eşcinselliğe odaklanıyor, asıl mesele eşcinsel arkadaşlarımız, kimse onların dertlerini ve acılarını paylaşıp, yüreklerine dokunmuyor, "tedavi olmak istiyoruz" çığlıklarına ses vermiyor, yaralarına merhem olmuyor. Çünkü, ruh sağlığı profesyonelleri eşcinsellik konusunda ikiye bölünmüş durumdadır. Ne yazık ki eyleme vurmayan eşcinsellik, geçici eşcinsellik ve yalancı eşcinsellik olarak tanımlanan alt tiplere giren eşcinsel arkadaşlarımızın, eşcinsel yönelimlerini değiştirmeye yönelik herhangi bir tedavi girişimini etik bulmayan ve başarılı olma şansı olmadığını iddia eden bazı cinsel terapist veya hekim arkadaşlarımız; eşcinselliği çok normal ve doğuştan gelen bir durum olarak lanse etmekte, istemeyerek veya bilmeyerek eşcinselliğin yaygınlaşmasına zemin hazırlamaktadırlar. Bir cinsel terapist eyleme vurmayan eşcinsellik, geçici eşcinsellik ve yalancı eşcinsellik olarak tanımlanan alt tiplere giren eşcinsel arkadaşlarımızın yürekten değişim isteğine kayıtsız kalmamalıdır ve "yeter ki inan ve iste, başarabilirsin" diyerek elinden geldiğince ona yardımcı olmalıdır. Bu süreçte ilk tedavi edilen kişinin varoluş acısıdır. Çünkü değişim isteyen eşcinsel arkadaşlarımız çok acı çekmektedir, cinsel terapistler bu acının giderilmesi için yardımcı olmalıdır, acı çeken bir insana yardım eli uzatılmalıdır. dedi.
"Tedavi olma hakkı" evrensel bir insan hakları meselesidir
Eşcinsel eğilimlerinin üstesinden gelmeye çalışan kişilerin dünyada hızla yayılan eşcinsel hakları hareketleri tarafından görmezden gelindiğini söyleyen CİSED Genel Sekreteri Psikolojik Danışman Fatma Ayrık; “Hiç de azımsanmayacak sayıdaki tedavi olmak isteyen eşcinseller, destek alma veya terapi görme imkânlarından mahrum bırakılmaktadırlar. Hatta bazı hekimler ve cinsel terapistler, yaşadıklarından rahatsızlık duyan ve tedavi arayışına giren eşcinsel hastaları "bu sizin cinsel tercihiniz, değiştiremeyiz veya eşcinselliğin tedavisi yok" diyerek geri çevirmektedir. Ayrıca en temel insan hakları meselelerinden biri olan sağlık hizmetine ulaşma ve yararlanma hakkı da çiğnenmektedir. Çok yanlış bir şekilde eşcinselliği tek bir yapı olarak ele alan bu kişiler; eşcinsel lobinin baskısıyla ABD ve Avrupa Birliği buyurduğu için; tıp adına, bilim adına, etik değerler adına, binlerce genci ziyan etmişlerdir, onları içinden çıkılmaz çelişkilere ve acılara yönlendirmişlerdir. Normal bir hayat yaşayabilecek gençleri, yanlış bilgilendirmeler ve yönlendirmelerle sıkıntılarla dolu bir sürecin içine sürüklemişlerdir. Avrupa Birliği fonlarıyla desteklenen bu tavır, Türk aile yapısına yapılan ciddi bir saldırıdır. Ancak bunlara rağmen, eşcinsel eğilim, dürtü, duygu ve davranışlarından acı çeken, bunaltı duyan ve tedavi olmak isteyen kişilerin, her geçen gün daha fazla artan bir oranla, tedavi olma arayışına girdiğini görüyoruz. Ruhen ve bedenen sağlıklı olmak doğal bir insan hakkıdır. Ancak herkes bilerek ya da bilmeyerek yaptığı bazı davranışlar da dâhil birçok etken yüzünden ruh sağlığını ve sağlıklılık halini yitirebilir, hastalanabilir ve tedavi olmak isteyebilir. "Tedavi olma hakkı" evrensel bir insan hakları meselesidir. Bu aşamada eşcinsel dernekler ve organizasyonların, tedavi arayışındaki ve tedavi sürecindeki kişileri dışlamaması ve "hain evlat ökkeş" olarak deşifre etmemesi; eşcinsel hakları mücadelesini meşrulaştırmak ve toplumsal destek bulabilmeleri için yapacakları önemli bir katkıdır.” dedi.